Gönye Nasıl Bir Şey? İzmirli Bir Gençten Esprili Bir Bakış
İzmir’de, hayatın her anı biraz daha eğlenceli, biraz daha spontane. Hele ki 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli espri yapan birisiyseniz, gündelik hayatın her anı size bir espri malzemesi gibi gelir. Bugün, bu yazıda inceleyeceğimiz konu ise tam da böyle bir “her an eğlenceli” bir nesne: gönye. Evet, doğru duydunuz, gönye. Şu inşaatçıların ya da marangozların elinden düşürmediği, hatta bazen benim gibi evdeki mobilya düzenini bile ona göre ayarlamaya çalışan “gönye”.
Gönye Nedir? Dörtgen Ama Hayatımıza 90 Derece Olmasa Olmaz
Gönye, tek başına bir nesne olmaktan çok, hayatımızda doğruyu bulmamıza yardımcı olan, bir bakıma adeta matematiksel bir kurtarıcıdır. Hani diyebilirsiniz ki, “Neyini alalım şimdi, 90 dereceden başka ne işe yarar ki?” Gerçekten de gönye, o klasik 90 dereceyi ölçmek dışında daha fazlasını yapar. Hatta, bir marangozun gönye ile yaptığı iş kadar hayatımıza düzeltme yapması gerekebilecek ne var, kim bilir?
Eğer bir an bir marangozu gözünüzde canlandırırsanız, elinde gönye, “Bunun yerini şuraya koysan daha düzgün olur” diye düşünürken bir yandan da biraz kıskanır gibi oluyorum. Çünkü o gönye, her şeyin düzenli, her şeyin doğru olduğu dünyasında bir kılavuz gibi. Ama biz, İzmirli gençler, gönye kullanırken öyle mi? Ha ha, tabii ki hayır!
Gönye ve Hayat: Düzgünlükten Uzak, Eğlenceden Yakın
İzmir’de bir kahve içme ritüelimiz vardır. Ne zaman bir kafeye otursak, “Hadi ya, şu masayı biraz daha çekelim de güneşin tadını çıkaralım!” deriz. Ama… Sonra o masanın üzerine düşen güneş ışığını kesmeye çalışan o şanssız kişi ben olurum. “Şu masayı bir düzgün kuralım” dediğimde hemen masanın bacaklarını 90 dereceden şaşırttığımda, “Bir dakika, sen ne yaptın?” diye şaşkın bakışlarla karşılaşırım. Hâlbuki gönyeyle bir bakışta düzeltilebilecek o kadar çok şey var ki… Ama ne yapalım, bazen “karmik bir dönüşüm” yaşamak gerekiyor, değil mi?
Bir arkadaşım da diyordu ki, “Gönye aslında çok basit bir şey. Neden o kadar büyütüyorsun ki?” Ama işte mesele burada! Gönye, evdeki o dağınıklığı, ofisteki kaosu, her türlü “yansıma”yı düzenlemek için küçük bir devrim olabilir. Yani, bir gönye kullanmak demek, aslında hayatın her alanında dengeyi sağlamak demek! Ya da en azından ona yaklaşmaya çalışmak!
Gönyeyle Yaşamak: Düzgün Olmaya Çalışırken Çığırından Çıkmak
Evde kendi başıma çalışırken, o 90 dereceyi tam yapamadığımda yaşadığım içsel kaos gerçekten de bir başka. “Gönye ile olmalı, yoksa bu hiçbir anlam taşımaz” diye düşünen bir karakterim var. Ama bu düşünce bazen de beni öyle bir hale sokuyor ki, oturup biraz uğraşmam gerekebiliyor. “Ya bu masa düzgün mü?”, “Burada bir hata var mı?”, “Bunu düzeltebilir miyim?” diye sorarak her şeye bakıyorum. Sonra bir bakıyorum, vakit geçiyor, işler birikiyor ve sadece gönye ile uğraşıyorum.
Bir gün arkadaşım beni izledi ve “Ne yapıyorsun, işin gücün yok mu?” dedi. Ben de cevap verdim: “Gönye ile düzeltme yapıyorum.” Adam şaşkın bir şekilde “Düzeltme mi, hayatını düzeltmeye mi çalışıyorsun?” diye sordu. İşte burada devreye giriyor gönye: O kadar doğru bir ölçü ki, bazen kendini de bu ölçüye sokmak istiyorsun. Ama bazen içsel karmaşa da başlıyor: “Neyin düzgün, neyin yanlış olduğuna karar veremediğinde gönye bile senin için çözüm olamayabilir.” Bu, bir tür içsel gönye savaşı! Gönye bana gerçekten hayatı mı gösteriyor yoksa sadece daha fazla düşünmemi mi sağlıyor?
Sonuç Olarak Gönye Nasıl Bir Şey?
Gönye, bir marangoz için kesinlikle işin temel taşı. Ama biz İzmirli gençler için o kadar da ciddi bir şey değil. Gönye, bazen düzenin ve dengeyi bulmanın simgesi olur, bazen de hayatın garip, eğlenceli ve karmaşık yönlerini sorgulamak için bir araç.
Eğer gönye ile hayatınızı düzene sokmaya çalışıyorsanız, belki de yapmanız gereken ilk şey, “düzgünlük”ten çok, “yaşamın eğlenceli, karmaşık ve bir miktar dağınık yönlerini kucaklamak”tır. Çünkü gönye, aslında her zaman mükemmel olmayan bir dünyada mükemmellik arayışının bir sembolü olabilir. Eğlenerek, hata yaparak, yanlış yaparak öğrenmek de bir tür düzene ulaşma yoludur. O yüzden gönye? Dörtgen, sağlam, ama bazen gerçekten de eğlenceli olmayı tercih ediyorum.