İçeriğe geç

Yüzde 40 engelli raporu hangi hastalıklara verilir ?

Yüzde 40 engelli raporu hangi hastalıklara verilir?

Sabah İzmir’de uyanmışım… Alarm çalıyor ama ben zaten zihinsel olarak 3 farklı yerdeyim: biri “kahve iç”, biri “bugün her şeyi hallet”, diğeri de “yorgan çok sıcak, hayatı erteleyelim”. Tam o sırada bir arkadaşım mesaj atıyor:

“Abi yüzde 40 engelli raporu hangi hastalıklara verilir biliyor musun?”

Mesajı görünce ilk refleksim şu oluyor:

“Ben önce kendi hayatımı %40 toparlasam yeter…”

Ama sonra düşününce konu ciddi. Çünkü bu rapor, insanların hayatında hem sağlık hem de sosyal haklar açısından önemli bir yer tutuyor. Bir yandan da toplumda yanlış bilinen, kulaktan dolma bilgilerle dolu bir alan. O yüzden gel, bunu sıkıcı bir ders gibi değil de, İzmir sokaklarında yürürken kulağımıza çalınan sohbetler gibi ele alalım.

Engelli raporu dediğimiz şey aslında ne?

Bunu anlatırken kendimi Konak’ta bankta oturup simit yiyen amca gibi hissediyorum ama olay şu: Engelli sağlık kurulu raporu, kişinin fiziksel, zihinsel ya da ruhsal durumunun günlük yaşamını ne kadar etkilediğini ölçen resmi bir değerlendirme.

Yani mesele sadece “hastalık var mı?” değil, “hayatı ne kadar zorlaştırıyor?” sorusu.

Bir gün hastanede sıra beklerken yanımda iki kişi konuşuyordu:

— “Abi benim dizler %30, gözler %20, toplamda kaç eder sence?”

— “Toplama makinesi miyiz biz ya?”

İşte sistem tam olarak böyle işlemiyor. Her hastalık kendi içinde değerlendiriliyor ve belli oranlar veriliyor. Sonra bu oranlar birleşip toplam engel oranı çıkıyor.

Yüzde 40 engelli raporu hangi hastalıklara verilir? (Genel bakış)

Şimdi gelelim herkesin merak ettiği asıl noktaya. Yüzde 40 engelli raporu genelde tek bir hastalıktan ziyade, orta düzeyde fonksiyon kaybı yaratan durumlarda veriliyor.

Ama bunu “liste aç, hastalık seç” gibi düşünmek yanlış. Çünkü aynı hastalık iki kişide bambaşka etkiler yaratabiliyor.

Yine de genel olarak şu gruplar sık görülüyor:

Kalp ve damar hastalıkları

Solunum sistemi hastalıkları

Ortopedik rahatsızlıklar

Nörolojik hastalıklar

Psikiyatrik durumlar

Görme ve işitme kayıpları

Kronik ve metabolik hastalıklar

Şimdi bunları biraz İzmir usulü, günlük hayatla harmanlayalım.

Kalp ve damar hastalıkları: Koşarken değil, merdiven çıkarken bile nefes nefese kalmak

Bir arkadaşım var, Bornova’da oturuyor. Merdiven çıkarken “ben spor yapıyorum aslında” diyor ama üçüncü basamakta zaten hayatla vedalaşıyor.

Kalp yetmezliği, ritim bozuklukları ya da damar tıkanıklıkları gibi durumlar, kişinin efor kapasitesini ciddi şekilde düşürüyorsa yüzde 40 civarında oranlara yol açabiliyor.

Bir gün beraber yürürken dedi ki:

— “Abi ben aslında yavaş değilim, kalbim ekonomik modda çalışıyor.”

Güldüm ama aslında konu ciddi. Çünkü bu tür hastalıklar günlük yaşamı direkt etkiliyor: yürümek, merdiven çıkmak, hatta bazen konuşurken bile nefes düzeni değişebiliyor.

Solunum sistemi hastalıkları: İzmir havası bile yetmiyorsa

Astım, KOAH gibi hastalıklar da bu gruba giriyor. Özellikle nefes darlığı günlük yaşamı etkiliyorsa değerlendirme oranı artabiliyor.

Bir keresinde sahilde yürürken biri koşarak geçti, ben de içimden “helal olsun” dedim. Yanımdaki arkadaş:

— “Ben onun hızına çıkamam, oksijen tüpüyle bile yetişemem.”

Abartı gibi duruyor ama bazı kişiler için gerçekten nefes almak bile planlı bir aktiviteye dönüşüyor.

Ortopedik hastalıklar: Dizler, bel ve insanın pazarlık yaptığı beden

Burası en “her evde bir tane var” kategorisi. Bel fıtığı, diz kireçlenmesi, omurga sorunları, protezler…

İzmir’de yazın sıcakta yürürken herkesin yüzü aynı:

“Ben neden buradayım ve neden otobüs 2 saat sonra geliyor?”

Ortopedik rahatsızlıklarda önemli olan şey hareket kısıtlılığı. Yani kişi günlük işlerini yaparken ciddi zorlanıyorsa, bu durum yüzde 40 engelli raporu hangi hastalıklara verilir sorusunun cevaplarından biri oluyor.

Benim de bir dönem belim ağrıyordu. 5 dakika ayakta durunca iç sesim:

“Sen artık sandalye insanısın.”

Nörolojik hastalıklar: Beynin Wi-Fi çekmemesi durumu

Epilepsi, MS, Parkinson gibi hastalıklar bu gruba giriyor. Sinir sistemi etkilendiği için hareket, denge, konuşma gibi alanlar değişebiliyor.

Bir gün metroda bir amca dedi ki:

— “Evlat ben bazen sağımı solumu karıştırıyorum.”

Ben de dedim ki içimden: “Ben de bazen hayatımı karıştırıyorum ama benimki nörolojik değil muhtemelen.”

Nörolojik hastalıklarda en önemli kriter, hastalığın günlük yaşamı ne kadar etkilediği. Sık ataklar, denge kaybı, kas kontrolünde zorluk gibi durumlar oranı belirliyor.

Psikiyatrik durumlar: Görünmeyen ama en ağır çanta

Depresyon, bipolar bozukluk, anksiyete bozuklukları gibi durumlar da değerlendirme kapsamına giriyor.

Bunu anlatırken İzmir Kordon’da oturup denizi izleyen birini düşün. Her şey güzel gibi ama iç dünyada fırtına var.

Bir arkadaşım bir gün şöyle dedi:

— “Ben dışarıdan boşta gibiyim ama içerde 47 sekme açık.”

Bu grup bazen en yanlış anlaşılan alanlardan biri. Çünkü dışarıdan “iyi görünmek” her zaman “iyi olmak” anlamına gelmiyor. Eğer kişinin sosyal ve mesleki işlevselliği ciddi etkileniyorsa, yüzde 40 ve üzeri oranlar görülebiliyor.

Görme ve işitme kayıpları: Dünyayı biraz daha sessiz ya da bulanık yaşamak

Görme keskinliği düşüklüğü, ileri derece işitme kaybı gibi durumlar da engelli raporuna etki eder.

Bir keresinde bir tanıdık kulaklıkla yüksek ses müzik dinliyordu. Dedim ki:

— “Ne dinliyorsun?”

— “Hayatı duymamaya çalışıyorum.”

Şaka bir yana, duyma veya görme kaybı kişinin iletişimini, sosyal hayatını ve güvenliğini doğrudan etkiler.

Kronik hastalıklar: Sürekli bakım isteyen hayat arkadaşları

Diyabet, böbrek hastalıkları, karaciğer sorunları gibi uzun süreli hastalıklar da bu kapsamda değerlendirilir.

Şeker hastası bir arkadaşım var. Her yemek öncesi mini bir strateji toplantısı yapıyor:

— “Bunu yersem kaç çıkar?”

— “Bunu yemezsem ben ne yerim?”

Bu hastalıklar sürekli takip ve yaşam düzeni gerektirdiği için, etkisine göre yüzde 40 engelli raporu hangi hastalıklara verilir sorusunun cevabına dahil olabilir.

Oran nasıl belirleniyor? “Toplama yapıyoruz ama matematik değil” sistemi

Burası en çok yanlış anlaşılan yer. İnsanlar sanıyor ki:

“Göz %10 + bel %20 + kalp %15 = %45”

Hayır, olay böyle değil. Her hastalık kendi cetveline göre değerlendirilir ve birleşik etki hesaplanır.

Bir hastane koridorunda duyduğum konuşma hâlâ aklımda:

— “Abi benim üç hastalık var, kesin %100 olur.”

— “O iş öyle olmuyor kardeşim, burası RPG oyunu değil.”

Günlük hayatta bunun karşılığı ne?

Aslında bu raporun en önemli kısmı rakam değil, yaşam kalitesi.

Mesela:

Market poşeti taşımak zor geliyorsa

5 kat merdiven kabusa dönüyorsa

Uzun süre ayakta durmak imkânsızsa

Sürekli dinlenme ihtiyacı varsa

İşte sistem bu tabloyu değerlendiriyor.

Ben bazen 10 dakika yürüyünce bile “ben neden yürüyordum” diye unutuyorum, ama bu başka bir konu.

Son düşünce: Herkesin yükü farklı ama herkes taşıyor

İzmir’de akşamüstü Kordon’da yürürken şunu fark ediyorum: Bazı insanlar çok hızlı, bazıları çok yavaş, bazıları durup denize bakıyor.

Herkesin temposu farklı. Hastalıklar da böyle. Kiminde hafif, kiminde günlük hayatı ciddi etkileyen bir yük.

Ve en önemlisi şu: Bu konu sadece tıbbi bir tablo değil, insanların hayatını, işini, sosyal dünyasını doğrudan etkileyen bir gerçeklik.

Bir gün yine biri sorarsa “yüzde 40 engelli raporu hangi hastalıklara verilir?” diye, artık cevabım daha net olacak:

Tek bir hastalık listesi değil, hayatı belirgin şekilde zorlaştıran durumlar bütünü.

Ben de içimden muhtemelen yine aynı şeyi düşüneceğim:

“İnsan zaten bazen raporsuz da zorlanıyor…”

“Yüzde 40 engelli raporu hangi hastalıklara verilir” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Kultasmuhendislik okurları için daha fazlası yolda!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper giriş