Peynir Neden Şişkinlik Yapar? Toplumsal Cinsiyet ve Çeşitlilik Açısından Bir İnceleme
Peynirin şişkinlik yapması, aslında çoğumuzun yaşamında karşılaştığı, ancak genellikle göz ardı edilen bir konu. Birçok kişi peynir yediğinde mide şişliği veya hazımsızlık problemi yaşayabilir. Ancak bu basit bir biyolojik reaksiyon olmanın ötesinde, çeşitli toplumsal faktörlerle de bağlantılı olabilir. İstanbul’un sokaklarında, toplu taşımada, işyerinde ya da arkadaşlarım arasında sürekli karşılaştığım bir şey var: Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet anlayışı, bazen insanların neyi yiyip neyi yememeleri gerektiği üzerine bile etkiler yaratabiliyor. Peynirin şişkinlik yapması gibi bir konu üzerinden, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde bu meseleye farklı açılardan yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum.
Peynir ve Sindirim: Herkes İçin Aynı Değil
Peynirin şişkinlik yapma durumu, aslında vücuda dair biyolojik bir tepkiyle ilgili. Ancak bu durumun farklı insan gruplarına etkisi de oldukça farklı olabilir. Örneğin, laktaz enzimini yeterince üretemeyen bireylerde, süt ürünleri sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir. Fakat bu biyolojik gerçeklik, özellikle toplumsal cinsiyet ve sınıf gibi faktörlerle ne kadar bağlantılı?
Toplumun bazı kesimlerinde, “Laktaz intoleransı” gibi bir sağlık durumu genellikle göz ardı edilir. Örneğin, İstanbul’un merkezinden bir kafede, peynirli bir tost siparişi veren birinin “Yok, ben peynirsiz alırım” demesi çoğu zaman anlaşılamaz. Sadece mide problemi olarak görülen bu durum, aslında daha geniş bir sağlık farkındalığı sorununun yansımasıdır. Bu sadece bireysel bir tercih değil, toplumdaki sağlık politikalarının ve kaynaklara erişimin de bir yansımasıdır.
Toplumsal Cinsiyet Perspektifi: Kadınlar ve Mide Duyarlılığı
Peynirin şişkinlik yapması, farklı toplumsal cinsiyet rollerine sahip bireyler için farklı şekillerde deneyimlenebilir. Kadınların, fiziksel görünümlerine dair daha fazla sosyal baskı altında olmaları, bu tür bedensel reaksiyonları daha fazla sorgulamalarına yol açabiliyor. Özellikle kadınların toplumsal olarak “daha ince” görünmeleri bekleniyor. Peynirin şişkinlik yapması, bu tür sosyal beklentilerle çelişiyor. Bir kadının toplum içinde yemek yediği zaman “şişkinlik” gibi rahatsız edici bir durumla karşılaşması, bazen hem fiziksel hem de duygusal açıdan stres yaratabilir.
İstanbul’daki bir kafede, peynirli bir sandviç sipariş ettikten sonra midem rahatsızlanmaya başladığında, “Bunun yalnızca sağlıksız bir yeme alışkanlığıyla ilgili olduğu düşünülebilir” diye düşündüm. Ama bu düşünce, tam olarak toplumsal cinsiyetin nasıl vücudumuz ve yediklerimiz üzerine dayatmalar oluşturduğunu gözler önüne seriyor. Kadınların fiziksel görünümleri, yemek tercihlerinden ziyade, genellikle bedensel farkındalıkları ve bedenleri üzerindeki toplumsal kontrol ile ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla, peynirin şişkinlik yapması gibi basit bir sorunun bile bir kadın için büyük bir endişeye yol açması, bu toplumsal normların etkisinden başka bir şey değildir.
Çeşitlilik ve Erişim: Ne Yemeli, Ne Yememeli?
Çeşitlilik kavramı, toplumsal adaletin bir parçası olarak, insanların yemek tercihlerine erişimi ile doğrudan bağlantılıdır. Örneğin, peynirin şişkinlik yapması, genetik faktörlerin yanı sıra, bir kişinin sosyoekonomik durumu ile de ilgilidir. Toplumda, süt ve süt ürünlerine erişimin ve bu gıdaları tüketmenin, bazı gruplar için daha kolay olduğu bir gerçek. Ancak bu, herkes için geçerli değil. Kimi insanlar için peynir almak, sıradan bir alışveriş deneyimi olsa da, düşük gelirli gruplar için sağlıklı gıda erişimi oldukça sınırlıdır.
Bir sokak röportajında, düşük gelirli bir mahallede yaşayan birine peynirin şişkinlik yapıp yapmadığını sordum. “Peynir mi? O, bizde pek olmaz” demişti. “Kuru fasulye ve pilav var, peynir ne gezer?” O günden sonra düşündüm, peynirin şişkinlik yapma sorunu aslında sadece bireysel sağlık sorunu olmaktan çok, toplumun sağlıklı gıdalara ne kadar erişebildiği ile ilgili bir mesele. Sadece hayatta kalma mücadelesi veren bir aile için peynirin fiyatı, sağlıklı gıda seçeneklerinin ötesinde bir anlam taşıyor.
Sosyal Adalet Perspektifi: Yediklerimiz Üzerindeki Kontrol
Sosyal adalet ve yediklerimiz arasında derin bir bağ vardır. Peynirin şişkinlik yapması, basit bir sindirim sorunu gibi görünebilir, ancak aynı zamanda insanların hangi gıdalara erişebildikleri, hangi besinleri tüketebildikleri konusunda da büyük eşitsizlikler var. Bu durum, toplumda daha adil ve eşit bir gıda dağılımının önemini hatırlatıyor. Çünkü bir kişi için peynir, günlük yaşamın bir parçasıyken, başka birisi için bu, ancak bir lüks olabilir.
Bunun yanı sıra, bu tür toplumsal farklar yediğimiz şeylerin şekillendirdiği bedensel deneyimlerde de kendini gösteriyor. İnsanlar sadece ne yediklerini değil, aynı zamanda hangi koşullarda yediklerini de sorgulamalıdır. Toplumda var olan sağlık, gıda ve ekonomi ilişkisi, aslında bizim yediklerimizi, hatta bedensel tepkilerimizi bile kontrol ediyor. Bireysel sağlık, bir toplumsal adalet meselesi haline geldiğinde, hepimiz bu meseleye daha farklı bakmalıyız.
Sonuç: Peynir, Şişkinlik ve Toplumsal Bağlantılar
Peynirin şişkinlik yapması, basit bir sağlık sorunu gibi gözükse de, aslında çok daha derin toplumsal bağlantılara sahiptir. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik, sınıf ve sosyal adalet gibi kavramlar, yediklerimizi ve bunlara verdiğimiz bedensel tepkileri şekillendirir. İstanbul sokaklarında yürürken gördüğümüz her yemek, her seçim, aslında bir toplumun sağlıkla ve adaletle ilişkisini de ortaya koyar. Bu yüzden, peynirin şişkinlik yapmasının ötesinde, daha geniş bir bakış açısına ihtiyaç var. Yediğimiz şeylerin, yaşamımızı nasıl etkilediği, yalnızca bedenimizi değil, toplumumuzu nasıl dönüştürdüğünü sorgulamalıyız.