İçeriğe geç

Mantar pişince kararırsa ne olur ?

Mantar Pişince Kararırsa Ne Olur? Kayseri’de Bir Akşamın İçinden

Kultasmuhendislik okuyucularına özel bu yazımızda “Mantar pişince kararırsa ne olur” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.

Bir Mutfakta Başlayan Sessizlik

O gün Kayseri’de hava erken soğumuştu. Rüzgâr, apartmanın arka sokağından içeri sızıyor, pencerenin kenarındaki eski perdeleri hafifçe titretiyordu. Mutfakta tek başımaydım. Tezgâhın üzerinde küçük bir kese kâğıdı vardı; içinden taşan taze mantar kokusu, insanın içine bir tür huzurla karışık belirsizlik bırakıyordu.

25 yaşındayım. Günlük tutarım. Bazen bir günün tamamını değil, sadece bir kokuyu bile yazdığım olur. Çünkü bazı kokular insanın içini, bir günün tamamından daha fazla anlatır. O akşam da öyleydi.

Tavayı ocağa koyduğumda içimde tuhaf bir heyecan vardı. Sanki basit bir yemek değil de, bir şeyi çözmeye çalışıyordum. Küçük bir soruyu: “Mantar pişince kararırsa ne olur?”

Bunu ilk kez annemden duymuştum. Çocukken mutfakta dolaşırken, o bana hep aynı şeyi söylerdi: “Mantar fazla pişerse kararır, tadı kaçar.” O zamanlar bunun ne anlama geldiğini pek düşünmezdim. Ama büyüdükçe bazı cümleler insanın içine yerleşiyor, sessizce büyüyor.

Çocukluğun Tenceresi ve Karanlıklaşan Renkler

Annemin mutfağı hep sıcak olurdu. Kayseri’nin kışında bile içerisi buharla dolardı. Ben tabureye oturur, onun yemek yapışını izlerdim. Mantarları tavaya attığında çıkan ses, bana yağmurun camlara çarpmasını hatırlatırdı.

Bir gün ona “Mantar pişince kararırsa ne olur?” diye sormuştum. Bana bakıp gülümsemişti. “Bir şey olmaz ama fazla beklersen güzel olmaz,” demişti.

O cümleyi o zaman anlamamıştım. Ama şimdi, ocağın başında tek başıma dururken, o söz kafamda yankılanıyordu.

Tavaya yağı koydum. Isındıkça yüzeyde küçük dalgalar oluştu. Mantarları içine bıraktığımda ilk an bembeyazdılar. Masum, neredeyse kırılgan bir halleri vardı. Ama birkaç dakika sonra renkleri değişmeye başladı. Hafif bir kararma, kenarlardan içe doğru yayılan bir koyuluk…

İşte o an içimde bir şey kıpırdadı. Sanki sadece mantar değil, benim içimde de bir şey değişiyordu.

Mutfakta Yalnızlık ve Küçük Hayal Kırıklıkları

Bazen insan yalnızken en küçük şeyleri bile büyütüyor. Ben de öyleyim. O akşam mantarların kararmasını izlerken, aslında kendi içimde bir şeylerin de karardığını hissettim.

Hayatımda bazı şeyler hep “fazla pişmiş” gibi geliyor bana. Beklemek, düşünmek, ertelemek… Hepsi bir noktadan sonra tadını kaçırıyor sanki.

Mantarlar koyulaştıkça içimde garip bir hayal kırıklığı büyüdü. Sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi hissettim. Oysa sadece yemek yapıyordum.

Ama mesele yemek değildi.

Kendime itiraf edemediğim şeyler vardı. Bir süredir içimde taşıdığım ama adını koymadığım duygular… Bir insanı beklemek gibi, bir hayali ertelemek gibi, ya da bir şeyin “doğru zamanını” sürekli kaçırmak gibi.

Mantarlar tavada sessizce kararıyordu.

Ve ben onlara bakarken, içimde şu soru büyüyordu: “Ben de mi böyleyim? Fazla bekleyince kararan şeylerden biri mi?”

Mantar Pişince Kararırsa Ne Olur? Sadece Bir Renk Değişimi mi?

Tavanın içindeki sesler azalmıştı. Buhar yükseliyor, mutfağın tavanına çarpıp geri dönüyordu. Mantarlar artık ilk hallerinden çok uzaktı. Beyazlık gitmiş, yerine daha derin, daha yoğun bir renk gelmişti.

“Mantar pişince kararırsa ne olur?” diye kendi kendime fısıldadım.

Belki de hiçbir şey olmazdı. Belki sadece renk değiştiriyordu. Ama insan bazen bir şeyin “sadece öyle olması” ihtimalini kabul edemiyor. Her şeye bir anlam yüklemek istiyor.

Ben de yükledim.

Kararan mantarlar bana, zamanın insanı nasıl değiştirdiğini hatırlattı. Çok beklediğinde bazı şeylerin eski hafifliğini kaybettiğini… Ama aynı zamanda yeni bir derinlik kazandığını da.

Bu düşünce beni bir an rahatlattı. Ama hemen ardından başka bir duygu geldi: pişmanlık.

Çünkü ben de bazı şeyleri fazla bekletmiştim.

Kayseri Akşamında İçime Sızan Düşünceler

Pencerenin dışında şehir yavaş yavaş sessizleşiyordu. Kayseri’nin akşamları hep böyle olur; gündüzün sertliği yavaşça çekilir, geriye daha ağır bir sakinlik kalır.

O sakinlikte kendi sesimi daha net duydum.

Mutfakta yalnızdım ama aslında kendimle kalmıştım. Mantarları karıştırırken aklıma bir isim geldi. Uzun zamandır aramadığım biri. Belki de aramaktan korktuğum biri.

“Mantar pişince kararırsa ne olur?” sorusu artık sadece yemekle ilgili değildi. Bir ilişkiyi, bir konuşmayı, bir gecikmiş özrü anlatıyordu sanki.

Telefonu elime aldım. Bir süre ekrana baktım. Yazdım, sildim. Yazdım, yine sildim.

Mantarlar o sırada iyice koyulaşmıştı.

Ve ben, onların kaderini izler gibi kendi kararımı izliyordum.

Kararan Şeylerin İçindeki Sessiz Gerçek

Yemek piştiğinde ocağı kapattım. Tavayı kenara çektim. Mutfak bir anda sessizleşti.

O sessizlikte fark ettim ki, kararan şey her zaman kötü değildir. Ama her değişim de kolay değildir.

Mantarların rengi koyulaşmıştı ama hâlâ yenebilirlerdi. Hâlâ bir yemeğin parçasıydılar. Hâlâ bir akşamın içinde yer bulabiliyorlardı.

Belki de mesele “kararmak” değildi. Mesele, ne kadar beklediğindi.

Ben o akşam şunu hissettim: İnsan da biraz böyleydi. Fazla bekleyince değişiyor, dönüşüyor, ama tamamen kaybolmuyor.

Yine de içimde küçük bir kırgınlık vardı. Çünkü bazı şeylerin en güzel hali, tam zamanında yaşandığında ortaya çıkıyordu.

Küçük Bir Tabağın İçinde Büyük Bir Düşünce

Yemeği tabağa koyduğumda, renk hâlâ koyuydu. Ama kokusu güzeldi. Hatta beklediğimden daha yoğun bir tadı vardı.

İlk lokmayı aldığımda şaşırdım. Çünkü hayal ettiğim kadar kötü değildi. Hatta farklı bir güzelliği vardı.

O an içimde bir şey değişti.

Belki de hayat, tam olarak böyle bir şeydi.

“Mantar pişince kararırsa ne olur?” sorusunun cevabı, tek bir cümleyle bitmiyordu. Ne tamamen kötüydü ne tamamen iyi.

Sadece değişimdi.

Ve ben değişimin bazen gecikmiş bir şey olmadığını, bazen tam zamanında bile farklı görünebileceğini o akşam anladım.

Gecenin Sonunda Kalan Düşünce

Gece ilerlediğinde defterimi açtım. Bugünü yazmak istedim. Çünkü bazı günler sadece yaşanmaz, aynı zamanda anlaşılmaya çalışılır.

Kalem elimde durdu. Uzun süre boş sayfaya baktım.

Sonra tek bir cümle yazdım:

“Mantar pişince kararırsa ne olur? Belki hiçbir şey… belki de her şey.”

Defteri kapattım.

Mutfakta hâlâ hafif bir koku vardı. Ne tamamen taze, ne tamamen yanmış… İkisinin arasında bir yerde.

Tıpkı benim gibi.

O gece şunu düşündüm: İnsan bazen en çok, basit bir tencerenin başında kendini fark ediyor. Ve bazı sorular, cevaplanmak için değil, insanın içinde biraz daha büyümek için var oluyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper giriş